Küresel piyasalarda risk iştahının dengelenmeye çalıştığı bir dönemde, Türkiye’nin kredi risk primi (CDS) cephesinden olumlu sinyaller gelmeye devam ediyor. Son verilere göre, Türkiye’nin 5 yıllık CDS değeri 230 seviyesine kadar geriledi. Bu düşüş, uluslararası yatırımcıların Türkiye’nin borç ödeme kapasitesine ve makroekonomik istikrarına duyduğu güvenin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bir enerji piyasaları uzmanı olarak, bu tür risk primi düşüşlerinin özellikle enerji ithalatçısı konumundaki ülkeler için dış finansman maliyetlerini aşağı çekmesi bakımından kritik önemde olduğunu vurgulamalıyım.
Risk primindeki bu iyileşme, döviz kurlarındaki göreceli stabilite ile de destekleniyor. Bugün itibarıyla USD/TL kurunun 45,5811 seviyelerinde, EUR/TL’nin ise 52,9877 bandında hareket ettiğini gözlemliyoruz. CDS oranlarındaki gerileme, sadece hazine tahvilleri için değil, aynı zamanda büyük ölçekli enerji projelerinin finansmanı için de daha uygun koşulların oluşmasına zemin hazırlıyor. Özellikle doğalgaz ve petrol arama-üretim faaliyetlerinde ihtiyaç duyulan yüksek sermaye yatırımları, düşük risk primi ortamında daha sürdürülebilir hale gelmektedir.
Küresel enerji denklemi içerisinde OPEC+ kararları ve ABD stok verileri arz-talep dengesini şekillendirirken, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasaların bu dalgalanmalara karşı direnci, doğrudan risk primleri üzerinden ölçülüyor. CDS’in 230 baz puana inmesi, küresel enerji fiyatlarındaki olası şoklara karşı Türkiye ekonomisinin manevra alanının genişlediğine işaret ediyor. Enerji emtialarında yaşanabilecek yukarı yönlü hareketlerin cari denge üzerindeki baskısı, düşen borçlanma maliyetleri ile bir nebze de olsa kompanse edilebilir.
Emtia piyasalarına baktığımızda ise ons altının $4.528,57 seviyesinde işlem gördüğünü ve gram altının 6.635,65 TL civarında seyrettiğini görüyoruz. Değerli metallerdeki bu hareketlilik, küresel enflasyon beklentileri ve merkez bankalarının faiz politikalarıyla doğrudan ilintili. Ancak Türkiye özelinde CDS’in gerilemesi, yerel varlıkların küresel portföylerde daha rasyonel bir şekilde fiyatlanmasına olanak tanıyor. Gümüş tarafında yaşanan %2,78’lik düşüşle 110,70 TL seviyesine gerileme, endüstriyel talep ve risk algısındaki değişimlerin bir sonucu olarak okunabilir.
Sonuç olarak, Türkiye’nin risk priminin 230 seviyesine yerleşmesi, orta vadeli ekonomik programın disiplinli bir şekilde uygulanmasının bir meyvesi olarak görülebilir. Ceyrek Altın 10.890,46 TL ve Cumhuriyet Altını 44.836,00 TL seviyelerinde işlem görürken, yatırımcıların odağında CDS’teki bu düşüş eğiliminin kalıcı olup olmayacağı yer alıyor. Enerji maliyetlerinin yönetimi ve dış ticaret dengesinin korunması açısından, düşük CDS seviyeleri Türkiye’nin küresel rekabetçiliğini artıran temel unsurlardan biri olmaya devam edecektir.




