Piyasalarda beklenmedik gelişmeler fırtına koparmaya devam ediyor. Son olarak gündeme bomba gibi düşen mutlak butlan kararı, finans koridorlarında adeta bir deprem etkisi yarattı. Hukuki öngörülebilirliğin finansal piyasalar için ne kadar hayati olduğunu her fırsatta dile getiren bir yazar olarak, bu durumun yansımalarını yakından izliyorum. Bu tür radikal hukuki kararlar, piyasa aktörlerinin risk algısını anında bozarak fiyatlama davranışlarını altüst eder. Yatırımcılar güvenli liman arayışına girerken, döviz kurlarındaki hareketlilik de kaçınılmaz hale geliyor. Piyasa, belirsizliği asla sevmez ve bu karar belirsizliği zirveye taşımıştır.
Dolar/TL (USD/TRY) ve Euro/TL (EUR/TRY) cephesinde tansiyon oldukça yüksek seviyelerde seyrediyor. Hukuki belirsizlikler, ülkenin risk primini (CDS) doğrudan yukarı yönlü tetikleyen en önemli unsurların başında gelir. Mutlak butlan kararı sonrasında piyasada oluşan ilk panik havası, yerli ve yabancı yatırımcıların Türk Lirası varlıklara olan güvenini sarsabilir. Bu durum, döviz talebini hızla artırarak kurlar üzerinde ciddi bir yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Kısa vadeli senaryolarımızda, kurun kritik direnç seviyelerini zorlaması artık çok daha güçlü bir ihtimal haline gelmiştir.
Makroekonomik çerçeveden baktığımızda, Türkiye’nin kronik sorunları bu süreçte daha da belirginleşiyor. Özellikle yüksek dış açık ve cari açık gibi yapısal kırılganlıklar, bu tür iç şoklara karşı ekonomiyi son derece hassas hale getiriyor. Hukuki kararların tetiklediği olası bir politik gerilim, yabancı sermaye girişini sekteye uğratırken mevcut sıcak paranın da çıkışını hızlandırabilir. Dış finansman ihtiyacımızın zirve yaptığı bir dönemde, piyasalarda yaşanan bu deprem makroekonomik dengeleri ciddi şekilde zorlama potansiyeline sahiptir.
Küresel piyasalarda ise Dolar Endeksi (DXY) güçlü duruşunu korumaya devam ediyor. Küresel ölçekte doların güçlü seyri zaten gelişmekte olan piyasalar üzerinde yapısal bir baskı unsuru oluştururken, içeride yaşanan bu mutlak butlan kararı şoku yerel para birimi üzerindeki baskıyı iki katına çıkarıyor. EUR/TRY paritesi de hem Euro bölgesinin kendi iç dinamiklerinden hem de Türkiye piyasasındaki bu depremden doğrudan etkileniyor. Küresel rüzgarlar ve yerel fırtınalar birleştiğinde, döviz piyasasında dalga boyunun ne kadar yükselebileceğini tahmin etmek zor değil.
Kısa vadeli teknik seviyelere odaklanmak bu tür oynak dönemlerde yatırımcılar için adeta bir can simididir. USD/TRY için yukarı yönlü hareketlerde direnç noktalarının aşılması, piyasada yeni bir yükseliş dalgasını tetikleyebilir. Aşağı yönlü gevşemelerde ise destek seviyelerinin ne kadar güçlü kalacağı, ekonomi yönetiminin ve siyasetin vereceği güven mesajlarına doğrudan bağlı olacaktır. EUR/TRY tarafında da benzer bir oynaklık ve geniş bant aralığı söz konusu. Yatırımcıların bu dönemde ani kararlardan kaçınması ve seviyeleri çok sıkı takip etmesi gerekiyor.
Sonuç olarak, hukuk ve ekonomi birbirine sıkı sıkıya bağlı iki temel sütundur. Mutlak butlan kararı gibi piyasayı derinden sarsan gelişmeler, hukuki öngörülebilirliğin ve kurumsal yapının ekonomi için ne kadar değerli olduğunu bir kez daha net bir şekilde kanıtlıyor. Politik gerilimin düşürülmesi ve piyasalara hızlıca güven verilmesi, döviz kurlarındaki bu sert dalgalanmayı dindirmek için atılması gereken ilk ve en önemli adımdır. Önümüzdeki günlerde kararın hukuki detayları ve ekonomi yönetiminin alacağı aksiyonlar piyasanın yönünü tayin edecektir.




