Küresel finans piyasalarında Amerikan Merkez Bankası (Fed) tarafından açıklanan son kararların ardından emtia cephesindeki hareketlilik dikkat çekici bir boyuta ulaştı. Para politikasının sıkılık derecesi ve faiz patikasına ilişkin verilen sinyaller, özellikle güvenli liman varlıklarında fiyatlama mekanizmasını doğrudan etkiliyor. Yeni haftaya girerken altın yatırımcılarının ve makroekonomik takipçilerin odağında, Fed kararlarının ardından piyasanın nasıl bir yön arayışına gireceği sorusu yer alıyor. Makroekonomik dengeler çerçevesinde değerlendirdiğimizde, para politikasındaki değişimlerin emtia piyasaları üzerindeki etkisi her zamankinden daha belirgin bir hal almıştır.
Ons altın tarafında 4.000 dolar seviyesi kritik bir psikolojik ve teknik eşik olarak öne çıkıyor. Güncel piyasa verilerine baktığımızda, ons altının 4.042,61 dolar seviyesinde hareket ettiğini ve günlük bazda %1,49 oranında bir düzeltme yaşadığını gözlemliyoruz. Bu durum, Fed sonrası piyasanın söz konusu kritik eşiğin hemen üzerinde tutunma çabası gösterdiğine işaret ediyor. Faiz oranlarının yüksek seyrettiği veya faiz indirim döngüsünün zamanlamasına dair belirsizliklerin sürdüğü dönemlerde, ons altının reel getirilerle olan korelasyonu daha belirgin hale gelir. Dolayısıyla 4 bin dolar seviyesinin üzerindeki kalıcılık, önümüzdeki dönemin likidite beklentileri açısından kritik bir gösterge niteliğindedir.
İç piyasa dinamiklerine döndüğümüzde ise ons altındaki gelişmelerin Dolar/TL kuru ile birleşerek gram altın fiyatlarına yön verdiğini görmekteyiz. Serbest piyasada USD/TL kurunun 47,5574 seviyesinden işlem gördüğü bu dönemde, gram altın 6.175,37 TL seviyelerinde dengelenmektedir. Gram altındaki günlük %1,31’lik geri çekilme, küresel ons fiyatlarındaki düşüşün iç piyasaya yansımasından kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda çeyrek altının 10.027,02 TL ve Cumhuriyet altınının 41.252,00 TL seviyelerindeki seyri, hanehalkı tasarruf eğilimleri ve iç talep dengesi açısından yakından izlenmelidir. Kuru ve ons fiyatını bir arada değerlendiren çift yönlü çarpan etkisi, yerel piyasadaki fiyatlama davranışlarını belirlemeye devam etmektedir.
Tarihsel perspektiften bakıldığında, merkez bankalarının parasal genişleme veya sıkılaşma döngüleri emtia gruplarında farklı volatilite aralıkları oluşturur. Fed’in faiz politikası, küresel bazda sermaye akımlarının yönünü tayin ederken, enflasyonist baskıların seyri altın gibi getiri sunmayan ancak değer koruma özelliği taşıyan varlıkların çekiciliğini şekillendirir. Mevcut makro tabloda, küresel enflasyonun kalıcılığı ve büyüme verilerindeki yavaşlama emareleri, altın piyasasında destekleyici ve baskılayıcı unsurların bir arada çalışmasına neden olmaktadır. Bu dengeler ışığında, 4 bin dolar sınırındaki hareketliliğin tek bir veri setine değil, geniş bir makroekonomik veri grubuna bağlı olarak seyredeceği söylenebilir.
Değerli madenler ekosisteminde altındaki bu hareketliliğin gümüş tarafındaki yansımaları da göz ardı edilmemelidir. Nitekim gram gümüşün 87,99 TL seviyesine gerilemesi (%-2,27), sanayi emtiası ve değerli madenler arasındaki korelasyonun sürdüğünü göstermektedir. Gümüşün hem sanayi üretimi hem de finansal yatırım aracı olma niteliği, PMI verileri ve küresel imalat sanayi aktivitesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu durum, Fed kararlarının yalnızca finansal varlıkları değil, küresel reel sektörü ve dolayısıyla tüm emtia grubunu etkilediğini teyit eder niteliktedir.
Sonuç olarak, yeni haftada altın piyasasında odak noktası Fed sonrası makroekonomik verilerin açıklanması ve küresel faiz beklentilerinin şekillenmesi olacaktır. Ons altında 4 bin dolar seviyesinin korunup korunamayacağı, hem küresel yatırımcı iştahını hem de iç piyasadaki gram altın dinamiklerini doğrudan belirleyecektir. Piyasa katılımcılarının spekülatif beklentilerden ziyade, açıklanacak enflasyon, istihdam ve büyüme verilerinin analitik okumasına odaklanması, önümüzdeki dönemin finansal patikasını anlamak açısından en sağlıklı yaklaşım olacaktır.




