Küresel piyasalarda yön arayışı devam ederken, makro ekonomik dinamiklerin ve özellikle ABD 10 yıllık tahvil faizi seyrinin teknoloji hisseleri üzerindeki baskısı yakından izlenmektedir. Faiz oranlarındaki yüksek seviyeler iskonto modellerini doğrudan etkilese de küresel ölçekteki dev teknoloji şirketlerinin bilançoları, yapay zeka odaklı sermaye harcamalarının getirdiği güçlü ivmeyle bu baskıyı gölgede bırakmayı başarmaktadır.
Yapay zeka altyapısına devasa yatırımlar yapan piyasa oyuncuları, açıklanan son finansal sonuçların ardından sermaye piyasalarında yeniden güçlü bir rüzgar estirmektedir. Yüksek maliyet yapısına ve sıkı para politikalarına rağmen bilançolarında nakit üretme kapasitesini koruyan bu yapılar, küresel risk iştahını canlı tutan ana unsur olarak öne çıkmaktadır.
Söz konusu bilanço ivmesinin en somut örneklerinden biri teknoloji devi Amazon tarafında yaşandı. Şirket, gösterdiği güçlü performansın ardından piyasa değerinde 3 trilyon dolar barajını aşarak tarihi bir eşiği geride bıraktı. Yapay zeka ekosistemine entegre edilen hizmetlerin ve operasyonel verimliliğin bu değerlemede kritik rol oynadığı gözlemleniyor.
Diğer yandan bir diğer teknoloji devlerinden Meta, finansal sonuçlarının yarattığı olumlu algı ve yapay zeka vizyonunun desteğiyle hisse senetlerinde %7 oranında güçlü bir ralli gerçekleştirdi. Sermaye piyasalarında dev şirketlerin yarattığı bu ivme, yapay zeka odaklı harcamaların bilançolara olumlu yansıdığını açıkça göstermektedir.
Yurt içi piyasalara bakıldığında ise küresel ölçekteki bu teknoloji rallisinin etkileri daha sınırlı kalmaktadır. Nitekim USD/TL kuru 47,5314 seviyesinde yatay bir görünüm sergilerken, emtia cephesinde Ons Altın 4.030,83 dolar seviyesine çekilmektedir. Küresel sermayenin teknoloji hisselerine yöneldiği bu dönemde gelişmekte olan ülke varlıklarının kendi iç dinamikleriyle hareket ettiği görülmektedir.
Özetle, küresel sermaye akışları yapay zeka devlerinin sürdürülebilir bilanço büyümesine odaklanmış durumdadır. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin çizeceği patika ve makro riskler varlığını korusa da büyük ölçekli teknoloji şirketlerinin yarattığı bilanço ivmesi, piyasalarda ana trendi belirlemeye devam edecektir.




