Küresel döviz piyasalarında dengeler yeniden kuruluyor ve finansal piyasalarda kartlar baştan dağıtılıyor. İngiliz sterlini, son dönemde piyasalara yön veren yüksek faiz getiri avantajını kademeli olarak kaybetmeye başlarken, ABD doları artan güvenli liman talebiyle yeniden öne çıkıyor. Döviz piyasaları yazarı olarak sahadan aldığımız veriler ve anlık fiyatlamalar, küresel sermayenin riskten kaçış senaryosunu anlık olarak devreye soktuğunu net bir şekilde gösteriyor. Getiri arayışından güvenli liman arayışına geçiş, hem majör paritelerde hem de gelişmekte olan ülke para birimlerinde belirleyici bir rol oynuyor.
İngiltere ekonomisine dair beklentiler ve getiri farklarının kapanması, sterlin üzerindeki prim baskısını belirgin şekilde azaltmış durumda. Bir süredir sterlini güçlü tutan en büyük dayanak olan yüksek tahvil getirileri, rakipleri karşısında cazibesini yitiriyor. Getiri avantajının silinmesi, küresel fonların sterlin pozisyonlarını azaltmasına ve rekor seviyelerden geri çekilmelere yol açıyor. İç piyasamıza baktığımızda, canlı verilerde GBP/TL kurunun 64,1753 seviyesine gerilediğini ve yatay-negatif bir bantta sıkıştığını görüyoruz. Sterlinin küresel çapta yaşadığı değer kaybı, Türk lirası karşısındaki hareket alanını da daraltıyor.
Sterlin tarafında yaşanan bu gerilemeye karşılık, piyasadaki risk iştahının düşmesi doğrudan dolara yarıyor. Küresel ekonomideki belirsizlikler ve jeopolitik endişeler arttıkça yatırımcılar güvenli liman arayışı içine giriyor. Bu süreçte Amerikan doları, likidite gücü ve güvenli liman algısıyla küresel ölçekte talebi üzerine çekiyor. Dolar endeksinin yükselmesi, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde kaçınılmaz bir baskı oluşturuyor. Nitekim iç piyasada USD/TL kuru 47,7101 seviyesine ulaşarak yüzde 0,17’lik bir yükseliş kaydetmiş durumda. Doların küresel gücü, kurun yukarı yönlü hareketini destekleyen en temel faktör olarak karşımıza çıkıyor.
Avrupa tarafında da benzer bir tablo söz konusu. Sterlindeki ivme kaybı ve dolara kayan talep, Avro bölgesi para birimini de baskı altında tutuyor. İç piyasadaki yansımaları incelediğimizde EUR/TL paritesinin 55,0416 seviyesinde sınırlı bir primle yatay seyrettiğini izliyoruz. Türkiye’nin dış açık dinamikleri ve küresel ticaret dengeleri göz önüne alındığında, döviz kurlarındaki bu tarz küresel dalgalanmalar yerel piyasalardaki fiyatlamaları doğrudan şekillendiriyor. Doların baskın olduğu bu dönemde majör para birimlerinin toparlanması kısa vadede zor görünüyor.
Piyasadaki güvenli liman arayışı sadece dövizle sınırlı kalmıyor, kıymetli madenler cephesinde de çok sert hareketlere sahne oluyor. Doların güçlenmesine rağmen yatırımcıların riskten korunma güdüsü emtia piyasasını da yukarı taşıyor. Küresel piyasalarda ons altın 4.317,60 dolar seviyesine tırmanırken, yurt içinde gram altın 6.622,10 TL seviyesine ulaşmış durumda. Ayrıca çeyrek altın 10.789,80 TL, cumhuriyet altını ise 44.229,00 TL seviyesinden alıcı buluyor. Gram gümüş tarafında ise yüzde 5,09’luk sert artışla 99,00 TL seviyesi test ediliyor.
Özetlemek gerekirse, İngiliz sterlininin getiri avantajını yitirmesi ve Amerikan dolarına olan güvenli liman talebinin güçlü şekilde artması, küresel finans piyasalarında yeni bir dönemi işaret ediyor. Doların küresel çaptaki baskın duruşu ve talebi devam ettikçe, sterlin başta olmak üzere majör pariteler ve gelişmekte olan piyasa para birimleri üzerindeki baskı varlığını sürdürecektir. Önümüzdeki süreçte açıklanacak makro veriler, politik gelişmeler ve merkez bankalarının faiz adımları piyasaların nihai yönünü belirleyecek. Yatırımcıların bu volatil dönemde risk yönetimini ön planda tutması büyük önem taşıyor.




