Kıymetli dostlar, çarşıda pazarda dolaşırken ya da kahvede çayımızı yudumlarken gözümüz hep tabelalarda, kulağımız piyasadan gelen haberlerde oluyor. Son günlerde finans dünyasında en çok konuşulan konulardan biri de borsanın Türk lirası bazında rekor seviyelere oldukça yakın seyretmesi. Ancak sokağın, yani bizlerin baktığı pencereden bakınca işin rengi biraz daha farklı görünüyor. 脟ünkü TL bazında rekor kıran bir piyasa, iş döviz cinsinden hesaba geldiğinde ne yazık ki h芒l芒 geçmişin oldukça gerisinde ve ciddi bir kayıp bölgesinde bulunuyor.
Bizler çarşı hesabını iyi biliriz; cebimizdeki paranın miktarının artması değil, o parayla fileyi ne kadar doldurabildiğimiz önemlidir. Hisse senedi piyasalarında da benzer bir mantık işliyor. Ekranda gördüğünüz endeks rakamları Türk lirası cinsinden zirveleri zorlarken, bunu yabancı para birimlerine yani dolar bazlı getiri hesabına vurduğunuzda tablonun aynı neşeyle parlamadığını görüyorsunuz. Yıllar önceki döviz bazlı zirvelerine henüz yaklaşamamış bir borsa, aslında reel anlamda değerini tam olarak toparlayamamış demektir.
Bizim insanımız geleneksel olarak birikimini korurken yastık altındaki gram altın, çekmecedeki çeyrek altın veya döviz hesabını mihenk taşı kabul eder. Yılların emeğini, alın terini bir kenara koyan küçük yatırımcı için en önemli kriter, alım gücünün erimemesidir. TL bazında yükselen grafikler ilk bakışta kazanç sağlıyormuş gibi hissettirse de döviz kurlarının ve enflasyonun geldiği nokta karşısında varlıkların dolar karşısındaki değeri geride kalıyorsa, orada durup derin bir nefes almak gerekir.
Dolar bazında yaşanan bu kayıp tablosu, özellikle uzun vadeli birikim yapan vatandaşın neden temkinli davrandığını çok net özetliyor. 脟arşıda peynirin, zeytinin, pazar tezg芒hındaki sebzenin fiyatı döviz kuru ve maliyetlerle doğrudan bağlantılıyken, yatırım araçlarının da bu hıza ayak uydurması beklenir. Borsanın TL bazındaki parlak görüntüsü, döviz bazındaki zayıflıkla birleştiğinde, yatırımcının reel kazanç elde edip etmediği sorusu daha yüksek sesle sorulmaya başlanıyor.
Sonuç olarak sevgili dostlar, piyasalarda sadece tek bir göstergeye veya parlayan yeşil rakamlara bakarak karar vermemek gerektiğini hayat bize defalarca öğretti. Alım gücünü korumak ve zor günlerin güvencesi olan birikimleri heba etmemek için sepeti çeşitlendirmek, geleneksel tasarruf bilincini elden bırakmamak her zaman en sağlıklı yoldur. Rakamlar ne söylerse söylesin, sizin cüzdanınızın ve mutfak masrafınızın gerçeği her şeyin üzerindedir. Herkese bereketli, huzurlu ve kazançlı günler dilerim.




