Küresel piyasalarda haftanın kritik işlem gününde emtia cephesinde dikkat çeken bir ayrışma yaşanıyor. Gün ortası verilerine bakıldığında altın fiyatları yukarı yönlü ivme kazanırken, petrol fiyatları tarafında gerileme kaydedildiği görülüyor. Makroekonomik dengeler açısından değerlendirdiğimizde, emtia piyasalarındaki bu hareketlilik yalnızca arz-talep koşullarıyla değil, aynı zamanda majör merkez bankalarının izlediği para politikası adımları ve likidite koşullarıyla doğrudan ilintilidir. Yatırımcıların güvenli liman arayışı ile küresel büyüme beklentileri arasındaki hassas denge, gün ortası fiyatlamalarında kendini açıkça hissettirmektedir.
Para politikası perspektifinden baktığımızda, başta ABD Merkez Bankası Fed ve Avrupa Merkez Bankası ECB olmak üzere küresel otoritelerin faiz patikası konusundaki yönlendirmeleri emtia üzerinde belirleyici olmayı sürdürüyor. Faiz kararı süreçlerinde fonlama maliyetlerinin yüksek kalması tahvil getirilerini yukarıda tutsa da, enflasyondaki yapışkanlık ve jeopolitik belirsizlikler altının alternatif maliyetini dengeleyerek değerli metale olan talebi diri tutuyor. Canlı verilere göre ons altın 4.166,29 dolar bandında işlem görürken, yurt içi piyasada gram altın 6.633,21 TL seviyesinde yatay-sakin bir seyir izliyor. Fiziksel talep dinamiklerini yansıtan çeyrek altın 10.859,67 TL, cumhuriyet altını ise 44.639,00 TL düzeyinde kaydediliyor.
Petrol piyasasında izlenen geri çekilme ise merkez bankalarının enflasyonla mücadele ajandası açısından kritik bir rahatlama alanı sunuyor. Enerji maliyetlerindeki düşüş, girdi maliyetlerini azaltarak manşet enflasyon baskılarını hafifletme potansiyeline sahiptir. Fonlama maliyetlerinin küresel ölçekte sıkı kalması, sanayi üretimi ve küresel ticaretteki ivmeyi sınırlarken, bu durum petrol talebinde gevşemeye yol açmaktadır. Merkez bankalarının dezenflasyon sürecini kalıcı kılabilmek adına takip ettiği ana göstergelerden biri olan enerji fiyatlarının gerilemesi, geleceğe dönük faiz kararı patikasında politika yapıcıların manevra alanını genişletebilir.
Yurt içi makroekonomik çerçevede Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) uyguladığı sıkı para politikası ve sterilizasyon araçları, döviz ve altın geçişkenliğini sınırlandırmada önemli bir rol oynamaktadır. TCMB’nin likidite yönetimi kapsamında kullandığı depo alım ihaleleri ve swap işlemleri, piyasadaki net fonlama maliyetini politika faizine yakın tutmayı amaçlamaktadır. Kur tarafına baktığımızda USD/TL kurunun 49,5565, EUR/TL kurunun 55,7692 ve GBP/TL kurunun 66,1467 seviyesinde hareket ettiği görülmektedir. Döviz kurlarındaki dengeli görünüm, gram altın fiyatının ons tarafındaki dalgalanmaları daha rasyonel biçimde yansıtmasına zemin hazırlamaktadır.
Sonuç itibarıyla, gün ortasında altının değer kazanması ve petrolün gerilemesi, finansal piyasaların hem resesyon risklerini hem de merkez bankalarının faiz indirimi döngüsüne ilişkin beklentilerini aynı anda fiyatladığını göstermektedir. Önümüzdeki süreçte merkez bankalarının sözlü yönlendirmeleri, faiz patikasının seyri ve küresel likidite koşulları emtia sepetindeki bu ayrışmanın kalıcı olup olmayacağını belirleyecektir. Politika yapıcıların enflasyon hedefleri doğrultusunda atacağı adımlar, güvenli liman talebi ile enerji piyasası dengeleri arasındaki makro korelasyonu şekillendirmeye devam edecektir.




