Bankacılık sektörünün kredi dağılım mekanizması, sürdürülebilir ekonomik büyümenin ve finansal istikrarın en temel unsurlarından biridir. Financial Express kaynaklı son analizler, banka kredilerinde kadınların payının gerilemeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Bir merkez bankacılığı yazarı olarak vurgulamalıyım ki, kredi piyasasındaki bu derinleşen dengesizlik sadece sosyal bir eşitlik meselesi değil, doğrudan parasal aktarım mekanizmasını ve toplam arz potansiyelini ilgilendiren kritik bir makroekonomik sorundur.
Parasal aktarım mekanizması, merkez bankalarının belirlediği politika faizi kararlarının reel ekonomiye, yatırımlara ve tüketim tercihlerine yansıma sürecini ifade eder. Ticari bankaların kredi tahsis süreçlerinde belirli kesimlerin dışarıda kalması veya paylarının günden güne azalması, uygulanan para politikasının geniş kitlelere homojen bir şekilde ulaşmasını engeller. Kadın girişimcilerin ve tüketicilerin finansal sisteme erişiminin daralması, finansal kapsayıcılık ilkesine zeval verirken, fonlama maliyetlerinin yükseldiği dönemlerde ekonomik esnekliği de kısıtlamaktadır.
Bankacılık sektörünün risk iştahındaki değişimler, sıkı para politikası dönemlerinde veya yüksek fonlama maliyetleri altında kredi rasyonasyonuna, yani kredi kısıtlamasına yol açar. Fonlama maliyeti, bankaların mevduat veya merkez bankası imkanları kanalıyla temin ettiği kaynağın bedelidir. Yüksek maliyetli ve daralan likidite koşullarında bankalar, teminat yapısı geleneksel olarak daha zayıf görülen veya ölçek olarak daha küçük kalan segmentlere kredi musluklarını kapatma eğilimine girerler. Kadınların kredi kullanımındaki düşüş trendi de tam olarak bu piyasa aksaklığının bir tezahürüdür.
Makroekonomik açıdan baktığımızda, döviz kurlarında USD/TL 47,5959 seviyesinin takip edildiği mevcut piyasa koşullarında, kredi büyümesinin kompozisyonu büyük önem taşımaktadır. Merkez bankaları sadece enflasyon hedeflemesiyle değil, aynı zamanda makroihtiyati tedbirler aracılığıyla kredilerin verimli ve kapsayıcı alanlara yönlendirilmesini gözetmek durumundadır. Kadınların finansmana erişiminin kısıtlanması, girişimcilik ekosistemindeki potansiyel üretkenliği atıl bırakmakta ve uzun vadeli potansiyel büyüme patikasını olumsuz etkilemektedir.
Sonuç olarak, finansal sistemde kredinin adil ve etkin dağıtımı sağlanmadığı sürece para politikasının makroekonomik dengeler üzerindeki nihai etkisi kısıtlı kalacaktır. Bankacılık otoritesinin ve ekonomi yönetiminin, kadınların krediye erişimini destekleyecek hedefli risk paylaşım mekanizmaları geliştirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, kredi genişlemesindeki kapsayıcılık eksikliği, finansal derinleşmeyi ve büyümenin kalitesini tehdit etmeyi sürdürecektir.




