Küresel finansal sistemin kalbinde yer alan ABD Merkez Bankası (Fed), para politikası araçlarını yalnızca politika faizi üzerinden yönetmiyor. Faiz kararlarının ötesinde, bankanın bilançosunda tuttuğu varlıkların büyüklüğü ve kompozisyonu da küresel likidite üzerinde belirleyici bir rol oynuyor. American Action Forum tarafından yayımlanan Fed Bilanço Varlıkları Takipçisi (Tracker), bu devasa finansal büyüklüğün seyrini anlamak adına kritik bir gösterge sunuyor. Biz makroekonomistler için Fed鈥檌n bilançosunu izlemek, küresel fonlama maliyetleri ve likidite musluklarının ne yöne evrileceğini öngörmenin en temel yoludur.
Fed鈥檌n bilançosu, temel olarak hazine tahvilleri ve mortgage destekli menkul kıymetlerden (MBS) oluşmaktadır. Parasal genişleme (QE) dönemlerinde bu varlıkları satın alarak piyasaya likidite enjekte eden Fed, sıkılaşma dönemlerinde ise tam tersi bir süreç olan parasal sıkılaştırmayı (QT) uygulamaya koymaktadır. Bilanço daraltılması süreci, piyasadan doğrudan dolar çekilmesi anlamına geldiği için küresel borçlanma maliyetlerini yukarı yönlü baskılamaktadır. Bu durum, gelişmekte olan piyasalar için fonlama maliyetlerinin artması ve sermaye akışlarının yön değiştirmesi riskini beraberinde getirmektedir.
Makroekonomik açıdan bakıldığında, Fed’in varlık kompozisyonundaki değişimler doğrudan tahvil getirilerini ve dolayısıyla küresel faiz patikasını etkilemektedir. Bilançonun küçülme hızı, piyasalardaki likidite tamponlarının ne ölçüde aşınacağını belirlemektedir. Eğer Fed, bilanço daraltımında agresif bir yol izlerse, bu durum bankacılık sistemindeki rezervlerin hızla azalmasına ve kısa vadeli fonlama piyasalarında (swap ve repo pazarı gibi) tıkanıklıklara yol açabilir. Bu nedenle, faiz patikası ile bilanço politikasının koordineli bir şekilde yürütülmesi, finansal istikrarın korunması açısından hayati önem taşımaktadır.
Küresel likiditenin daraldığı bu tür dönemlerde, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde de baskı hissedilmektedir. Bugün itibarıyla yurt içi piyasalarda USD/TL kurunun 46,2874 seviyesinde dengelendiğini, EUR/TL kurunun ise 53,6017 seviyesinden işlem gördüğünü izliyoruz. Fed鈥檌n bilanço büyüklüğündeki her geri çekilme, doların küresel ölçekte daha “kıt” bir varlık haline gelmesine yol açarak bu pariteler üzerinde yapısal bir yukarı yönlü baskı unsuru oluşturabilmektedir. Benzer şekilde, alternatif güvenli liman arayışları çerçevesinde Ons Altın fiyatının 4.219,65 dolar seviyesinde bulunması da küresel likidite ve enflasyon beklentilerinin bir yansıması olarak okunmalıdır.
Gelecek dönem para politikası adımlarını analiz ederken, Fed鈥檌n sadece faiz indirim veya artırım kararlarına odaklanmak eksik bir yaklaşım olacaktır. Bilanço takipçisinden elde edilen veriler, arka planda sessizce yürütülen niceliksel sıkılaştırmanın ne kadar daha devam edebileceğine dair ipuçları barındırmaktadır. Enflasyon kontrol altına alınana kadar Fed’in bilançosunu küçültmeye devam etme kararlılığı, küresel faiz oranlarının uzun süre yüksek kalacağı tezini desteklemektedir. Bu durum, Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı olan ekonomiler için borçlanma vadelerinin uzatılmasını ve maliyet yönetiminin daha hassas yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Sonuç olarak, American Action Forum鈥檜n sunduğu bilanço takip verileri, küresel para politikasının görünmeyen yönünü aydınlatmaktadır. Fed’in varlıklarındaki azalış trendi, küresel finansal koşulların sıkı kalmaya devam edeceğinin en net göstergesidir. Yatırımcıların ve politika yapıcıların, faiz kararlarının yanı sıra bu bilanço dinamiklerini de yakından takip etmesi, önümüzdeki dönemin makroekonomik risklerini yönetebilmek adına kritik bir gerekliliktir.




