Küresel piyasalarda yön arayışı devam ederken, makroekonomik dengelerin merkezinde her zaman olduğu gibi ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin seyri yer alıyor. ABD tahvil getirilerindeki hareketlilik, küresel dolar likiditesini ve risk iştahını doğrudan yönlendirirken, majör pariteler üzerindeki baskıyı da artırıyor. Endekslerdeki kararsız seyrin arka planında, tahvil piyasasından gelen sinyallerin dikkatle okunması gerektiği bir dönemden geçiyoruz.
Bu genel çerçevede, GBP/USD paritesi teknik ve psikolojik açıdan oldukça hassas bir kırılma noktasına ulaşmış durumda. Piyasa analizlerinde öne çıkan 1,3500 seviyesi, paritenin kısa ve orta vadeli yönü açısından tam anlamıyla bir karar bölgesi olarak değerlendiriliyor. Bu seviyenin etrafındaki fiyatlamalar, alıcılar ve satıcılar arasındaki dengenin henüz netleşmediğini gösteriyor.
Paritenin 1,3500 sınırında tutunup tutunamayacağı, sterlin tarafındaki ivmenin devamlılığı açısından kritik önem taşıyor. Yukarı yönlü bir kırılımın gerçekleşmesi durumunda sterlin lehine pozisyonların ağırlık kazanması beklenirken, bu seviyenin aşılamaması halinde dolar tarafındaki küresel güçlenme pariteyi alt destek bölgelerine doğru zorlayabilir. Teknik göstergeler, bu hatta sıkışmanın arttığına işaret ediyor.
İç piyasada ise küresel parite hareketlerinin yansımaları takip ediliyor. Canlı verilere bakıldığında GBP/TL kurunun 64,0246 seviyesinde dengelendiği, USD/TL tarafının ise 47,5436 seviyelerinde hareket ettiği görülüyor. Küresel çaprazlarda 1,3500 seviyesinin ne yöne kırılacağı, yerel sterlin fiyatlamaları üzerinde de belirleyici bir rol oynayacaktır.
Özetle, küresel sermaye akışları ve DXY endeksinin yönü netleşmeden GBP/USD paritesinde kalıcı bir trendden bahsetmek rasyonel olmayacaktır. Stratejist bakış açısıyla, 1,3500 seviyesindeki hareketlerin teyit edilmesi ve ABD tahvil faizlerindeki olası değişimlerin yakından izlenmesi gerekmektedir.




