İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından açıklanan haziran ayı fiyat indeksleri, yurtiçi piyasalardaki arz ve talep dengesinin çarpıcı bir tablosunu ortaya koyuyor. Küresel emtia piyasalarında petrol ve enerji fiyatlarının lojistik maliyetler üzerindeki etkisini yakından takip eden bir analist olarak, yerel gıda fiyatlarındaki bu dalgalanmaları makroekonomik dengelerden bağımsız düşünmek mümkün değildir. İTO verilerine göre, haziran ayında kuru soğan fiyatlarında rekor bir artış yaşanırken, kiraz fiyatı ise sert bir düşüş kaydetti. Bu durum, tarımsal emtialardaki dönemsel arz şoklarının ve mevsimsel etkilerin fiyatlama mekanizması üzerindeki doğrudan gücünü bir kez daha kanıtlıyor.
Kuru soğandaki rekor fiyat artışı, tarımsal üretimde arz güvenliğinin ne denli kritik olduğunu gösteren temel bir örnektir. Tıpkı enerji piyasalarında OPEC+ kararlarının veya jeopolitik gerilimlerin petrol arzını kısıtlayarak Brent ve WTI fiyatlarını yukarı taşıması gibi, tarımda da iklimsel koşullar, ekim alanlarındaki daralma veya hasat dönemindeki aksamalar ani arz yetersizliklerine yol açmaktadır. İTO’nun haziran ayı verilerinde kuru soğanın zam şampiyonu olarak öne çıkması, piyasaya sunulan ürün miktarının talebi karşılamakta yetersiz kaldığına işaret ediyor. Tüketicinin temel gıda maddelerinden biri olan bu üründeki fiyat sıçraması, hanehalkı bütçesi üzerinde doğrudan baskı oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, kiraz fiyatlarında yaşanan sert düşüş ise tam tersi bir piyasa dinamiğini gözler önüne seriyor. Mevsimsel olarak hasadın yoğunlaşması ve piyasaya sunulan ürün miktarının hızla artması, kiraz fiyatlarının adeta çakılmasına neden olmuştur. Enerji piyasalarında doğalgaz stoklarının aşırı dolması veya ABD ham petrol stoklarındaki beklenmedik artışların fiyatları aşağı çekmesine benzer şekilde, tarımsal ürünlerde de plansız ve yoğun arz fazlası fiyat kırılmalarını beraberinde getirir. Kirazda yaşanan bu fiyat gerilemesi, üretici düzeyinde gelir kayıplarına yol açsa da haziran ayında tüketicinin sepetine olumlu yansıyan bir gelişme olarak kayıtlara geçmiştir.
Bu yerel fiyat hareketleri yaşanırken, makroekonomik göstergeler ve döviz kuru seviyeleri de tarımsal girdi maliyetleri üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Güncel piyasa verilerine baktığımızda USD/TL kurunun 46,8118 seviyesinde dengelendiğini görüyoruz. Döviz kurundaki bu seyir, gübre, mazot ve ilaç gibi ithal girdilere bağımlı olan tarım sektörü için maliyet tabanını şekillendiren en önemli unsurdur. Enerji emtiaları uzmanı olarak her fırsatta vurguladığım gibi, lojistik ve üretim maliyetlerindeki artışlar, en nihayetinde İTO endekslerinde gördüğümüz gıda fiyatlarındaki oynaklığı besleyen yapısal birer faktör haline gelmektedir.
Sonuç olarak, İTO’nun haziran ayı verileri, serbest piyasa ekonomisinde arz ve talep dengesinin fiyatları nasıl şekillendirdiğini en yalın haliyle ortaya koymaktadır. Kuru soğandaki rekor yükseliş ile kirazdaki sert düşüş, tarımsal üretim planlamasının ve lojistik zincir yönetiminin önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Küresel piyasalarda petrol ve doğalgaz arzını yönetmek için geliştirilen stratejik mekanizmaların bir benzerinin, yerel gıda arzının sürdürülebilirliği için de uygulanması gerekmektedir. Aksi takdirde, mevsimsel dalgalanmaların ve arz şoklarının enflasyonist baskıyı canlı tutmaya devam edeceği aşikardır.




