Selamun aleyküm değerli dostlar, kahveler hazırsa yine dertleşelim. Bugün rotamızı uzaklara, o hep imrenerek bakılan Kanada’ya çeviriyoruz. Hani hep deriz ya “coğrafya kaderdir” diye, meğer dünyanın öbür ucunda da geçim derdi, başını sokacak bir yuva bulma telaşı aynıymış. Resmi raporlar tescilledi; Kanada artık dünyanın konut edinmesi en zor, cebi en çok yakan ülkelerinden biri haline geldi. Bizim buralarda çarşı pazar nasıl alev alevse, elin memleketinde de ev fiyatları öyle uçmuş gitmiş. İnsan hayret ediyor doğrusu, refah seviyesi yüksek dediğimiz yerlerde bile geçim derdi aynı.
Dostlar, resmi olarak açıklandı ki Kanada konut piyasası, dünya genelinde erişilebilirliği en düşük pazarlardan biri oldu. Yani orada da asgari ücretle çalışan, kıt kanaat geçinen orta direk vatandaş için başını sokacak bir ev almak artık hayalden de öte bir duruma geldi. Bizim buralarda “bir dikili ağacım olsun, başımı sokacak bir yuvam olsun” diyen Anadolu insanının feryadı, meğer o okyanus aşırı topraklarda da yankılanıyormuş. Ev sahibi olmak, dünya genelinde büyük bir lüks haline gelmiş durumda ve bu durum dar gelirli aileleri derinden sarsıyor.
Biz her zaman ne deriz? Atalarımız boşuna “ev alanla evlenen yardım görür” dememiş. Ama günümüz dünyasında bu yardımı bulmak da zorlaşmış. Bizim insanımız eskiden dişinden tırnağından artırır, çeyreğini, yarımını biriktirir, en nihayetinde o birikimle bir ev peşinatı yapardı. Şimdi Kanada’daki durumu görünce insan düşünmeden edemiyor; demek ki küresel bir sıkıntı var ortada. Vatandaşın alım gücü eridikçe, dünyanın neresinde olursanız olun, o sıcak yuva hayali hep bir adım daha uzağa kaçıyor. İnsanların alın teriyle bir ev sahibi olması her geçen gün zorlaşıyor.
Bizim buralarda yastık altı kültürü vardır, bilirsiniz. Zor günün dostudur o altınlar. Hani hep derim ya, gram gram biriktirmek, damlaya damlaya göl yapmak bizim genlerimizde var. Kanada’daki bu acı tabloyu görünce, kendi birikim alışkanlıklarımızın kıymetini bir kez daha anlıyoruz. Oradaki insanlar da belki şimdi kara kara düşünüyor, “biz bu parayı nasıl denkleştireceğiz” diye. Konut piyasasının bu denli ulaşılamaz olması, sadece bir ekonomik veri değil, aynı zamanda ailelerin geleceğe güvenle bakamaması demektir. Birikim yapmanın önemi burada bir kez daha ortaya çıkıyor.
Dünyanın en az erişilebilir konut piyasalarından biri olmak, Kanada gibi gelişmiş bir ülke için gerçekten düşündürücü bir durum. Demek ki sadece bizim buralarda değil, küresel ölçekte bir barınma krizi kapıda bekliyor. İnsanların en temel hakkı olan barınma, artık devasa bir finansal yük haline gelmiş. Bu durum, dar gelirli vatandaşın belini bükerken, birikim yapmanın ve paranın değerini korumanın ne kadar hayati olduğunu bizlere bir kez daha gösteriyor. Geleceğe yatırım yapmak, her zamankinden daha kritik bir hal aldı.
Sözün özü sevgili dostlar, dünya nereye giderse gitsin, vatandaşın derdi hep aynı: Huzurlu bir yuva, güvence altında bir gelecek. Kanada’dan gelen bu resmi veri, küresel ekonominin çıkmazlarını gözler önüne seriyor. Bizler de kendi bütçemizi korumak, ayağımızı yorganımıza göre uzatmak zorundayız. Birikimlerimize sahip çıkmalı, zor zamanlar için tedbirimizi elden bırakmamalıyız. Rabbim herkesin yardımcısı olsun, kimseyi darda koymasın. Kalın sağlıcakla, haftaya görüşmek üzere.




