Değerli okurlar, bugün ekonomi çevrelerinde en çok konuşulan konulardan biri, duayen iktisatçı Mahfi Eğilmez‘in Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bilançosu ve kasadaki son duruma dair paylaştığı çarpıcı veriler oldu. Merkez bankacılığı perspektifinden baktığımızda, bir ülkenin “kasası” olarak tabir edilen rezervlerin kompozisyonu, para politikasının hareket alanını belirleyen en temel unsurdur. Bugün USD/TL kurunun 45,3710 seviyelerinde, EUR/TL paritesinin ise 53,4289 bandında seyrettiği bir piyasa konjonktüründe, rezervlerin niteliği piyasa istikrarı açısından hayati önem taşımaktadır.
Eğilmez’in dikkat çektiği ve kamuoyunda endişe yaratan tabloyu anlamak için teknik bir kavram olan swap mekanizmasını doğru okumak gerekir. Swap, en basit tabiriyle iki tarafın belirli bir süre için döviz ve yerel para birimini takas etmesidir. TCMB’nin rezervlerini analiz ederken, brüt rezervlerden ziyade, bu emanet paraların çıkarıldığı swap hariç net rezervler kalemine odaklanmak gerekir. Eğer bu rakam negatif bölgede seyretmeye devam ediyorsa, bu durum merkez bankasının kendi öz kaynaklarından ziyade borçlanılmış likidite ile piyasaya müdahale kapasitesini korumaya çalıştığını gösterir. Bu da fonlama maliyetleri üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturmaktadır.
Piyasalardaki güncel verilere baktığımızda, Gram Altın fiyatının 6.890,82 TL seviyesine ulaşması ve Ons Altın fiyatının 4.724,57 dolar ile tarihi zirvelerini zorlaması, merkez bankalarının aktif yapısındaki altın rezervlerinin değerlemesini de etkilemektedir. Ancak Mahfi Eğilmez’in vurguladığı “eyvah” dedirten tablo, döviz likiditesi ve yükümlülükler arasındaki dengesizliğe işaret etmektedir. Para politikası uzmanı olarak belirtmeliyim ki; faiz patikasında atılacak adımlar, sadece enflasyonla mücadele için değil, aynı zamanda bu rezerv kompozisyonunu iyileştirmek ve TL’ye olan güveni tesis ederek swap bağımlılığını azaltmak için de kritik bir araçtır.
TCMB’nin mevcut para politikası duruşu, sıkılaştırma adımlarıyla fonlama maliyetini piyasa gerçeklerine yaklaştırmayı hedeflemektedir. Ancak rezervlerin kalitesindeki bozulma, dış şoklara karşı kırılganlığı artırabilir. Özellikle GBP/TL kurunun 61,7860 seviyelerinde olduğu ve küresel çapta dolar endeksinin yön aradığı bir dönemde, yerel otoritenin manevra alanı daralmaktadır. Eğilmez’in paylaştığı veriler, yapısal reformların ve şeffaf bir iletişim stratejisinin, sadece rakamsal bir iyileşme değil, aynı zamanda piyasa aktörleri nezdinde psikolojik bir güven eşiği olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.
Sonuç olarak, makroekonomik dengelerin korunması için rezerv biriktirme stratejisinin sürdürülebilir bir zemine oturtulması şarttır. Gram Gümüş fiyatlarındaki %3,09’luk artış gibi emtia piyasalarındaki hareketlilikler, küresel enflasyonist baskıların devam ettiğini göstermektedir. Bu ortamda TCMB’nin faiz kararları ve likidite yönetimi, kasadaki durumun iyileştirilmesi adına en önemli çıpa olmaya devam edecektir. Mahfi Eğilmez’in uyarıları, teknik bir analizden öte, para politikasının önümüzdeki dönemde hangi zorluklarla karşılaşabileceğine dair bir yol haritası niteliği taşımaktadır.





Leave a comment