Türkiye’nin finansal güven göstergelerinden en önemlisi olan beş yıllık kredi risk primi (CDS), TRT Haber’in aktardığı verilere göre 230 seviyesine kadar geriledi. Bu düşüş, makroekonomik dengeler ve dış borçlanma maliyetleri açısından son derece kritik bir virajı temsil ediyor. Döviz piyasalarında yön arayışı sürerken, risk primindeki bu olumlu seyir yabancı yatırımcının radarındaki Türkiye algısını doğrudan etkiliyor. Ben Mert Aykut; pratik, hızlı ve gerçekçi bir bakış açısıyla bu gelişmenin kur cephesindeki yansımalarını sizler için analiz ediyorum.
Piyasa ekranlarına baktığımızda, anlık olarak USD/TL kurunun 47,0434 seviyesinde yatay-yukarı yönlü (%0,20) hareket ettiğini görüyoruz. Risk priminin 230 baz puana inmesi, TL üzerindeki ani devalüasyon baskısını hafifleten en önemli unsurlardan biri. Diğer taraftan, EUR/TL 53,7187 seviyesinden işlem görürken hafif bir geri çekilme (%-0,12) kaydediyor. CDS’teki bu gerileme, döviz likiditesine erişimi kolaylaştırarak kurdaki oynaklığı sınırlama potansiyeline sahip.
Makro çerçevede en büyük yapısal sorunlarımızdan biri olan dış açık ve buna eşlik eden küresel politik gerilimler, CDS seviyesiyle doğrudan bağlantılıdır. Risk priminin 230 seviyesine kadar gerilemesi, Hazine’nin ve Türk özel sektörünün uluslararası piyasalardan borçlanma maliyetlerini doğrudan aşağı çekiyor. Bu durum, cari açığın finansman kalitesini artırırken, uzun vadeli yabancı sermaye girişini de kademeli olarak teşvik edebilir. Ancak küresel piyasalardaki jeopolitik riskler ve DXY endeksinin seyri, içerideki bu olumlu havayı her an test edebilecek güçte olduğu için temkinli iyimserlik korunmalıdır.
Altın cephesinde ise küresel ve yerel dinamiklerin farklı çalıştığı bir dönemdeyiz. Ons altın 4.120,54 dolar seviyesinde dengelenirken, yurt içinde gram altın 6.225,55 TL sınırında işlem görüyor. CDS’teki düşüşün getirdiği görece istikrarlı TL duruşu, gram altının dolar bacağından alacağı desteği sınırlayabilir; ancak ons altındaki küresel hareketlilik ana belirleyici olmaya devam ediyor. Yatırımcıların bu süreçte risk primindeki kalıcılığı yakından izlemesi gerekiyor.
İngiliz Sterlini tarafında da küresel parite hareketlerine bağlı olarak hareketlilik sınırlı kalmaya devam ediyor. Güncel verilere göre GBP/TL kuru 63,0486 seviyesinde (%-0,04) yatay bir seyir izliyor. Avrupa ve İngiltere merkez bankalarının faiz politikaları dışsal bir faktör olarak masada dururken, içeride CDS’in 230 seviyesinde tutunması sterlin karşısında da TL’ye bir miktar koruma kalkanı sağlıyor. Dış borç ödemelerinin yoğunlaştığı ve döviz ihtiyacının arttığı dönemlerde bu düşük risk primi, piyasanın likiditeye daha rahat erişmesini sağlayacaktır.
Kısa vadeli senaryomuza gelecek olursak; CDS’in 230 seviyesinin altında kalıcı olup olmayacağı kritik önem taşıyor. Eğer bu seviye korunabilirse, döviz kurlarındaki yukarı yönlü atakların boyutu sınırlı kalabilir ve bant hareketi öne çıkabilir. Ancak dış açık ve küresel gerilimlerin tırmanması durumunda risk priminde hızlı bir tepki yükselişi görebiliriz. Her zaman olduğu gibi, piyasada kesinlik yoktur; seviyeleri ve makro verileri anlık takip etmek en gerçekçi yoldur.




