Küresel piyasalarda merkez bankalarının faiz patikasına ilişkin beklentiler şekillenirken, kıymetli madenler cephesinde haftanın kapanış dengeleri dikkatle takip ediliyor. 17 Ekim hafta sonu itibarıyla hem küresel ons fiyatlaması hem de yerel döviz kuru üzerinden şekillenen altın piyasasında sakin ancak temkinli bir seyir hakim. ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere majör otoritelerin politika faizi kararları ve fonlama maliyetleri üzerindeki öngörüler, değerli metallerin seyrinde belirleyici temel faktör olmaya devam ediyor.
Uluslararası piyasalarda ons altın fiyatı 4.166,29 dolar seviyesinde hareket ederken, küresel faiz dinamikleri kıymetli madenin alternatif maliyetini doğrudan etkiliyor. Bilindiği üzere, merkez bankalarının gevşeme döngüsüne girdiği ve nominal faizlerin reel getiri arayışını tetiklediği süreçlerde, faiz getirisi olmayan altının portföylerdeki ağırlığı makro düzeyde artış gösteriyor. Fed’in para politikası duruşundaki ince ayarlar, likidite koşulları ve küresel swap mekanizmalarının işleyişi, ons altının yön arayışında belirleyici bir çıpa vazifesi görüyor.
Yurt içi piyasalara baktığımızda ise gram altın dinamiklerinin hem ons değerine hem de döviz kuruna paralel olarak dengelendiği izleniyor. Serbest piyasada gram altın güne 6.633,21 TL seviyesinden başlarken, USD/TL kuru 49,5565 bandında işlem görüyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) parasal sıkılık düzeyini koruma odaklı yaklaşımı ve sterilizasyon adımları, yurt içi likidite fazlasını sınırlayarak Türk lirasının dengesini desteklemeyi sürdürüyor. Dolayısıyla gram altın, küresel ons bacağı ile yerel kur bileşeninin kesişiminde fiyatlanıyor.
Perakende ve fiziki talep tarafında ise hafta sonu işlemlerinde geleneksel tasarruf araçları öne çıkıyor. Güncel verilere göre çeyrek altın 10.859,67 TL alış-satış dengesinde yer alırken, yüksek hacimli tasarrufların odağındaki Cumhuriyet altını ise 44.639,00 TL düzeyinde seyrediyor. Yerel tasarruf tercihlerinde enflasyona karşı korunma saikiyle hareket eden bireysel portföyler, bankacılık sistemi dışındaki fiziki altın talebinin de diri kalmasına neden oluyor.
Merkez bankalarının rezerv politikaları da altının makro dengeleri açısından kritik bir diğer göstergedir. Küresel ölçekte rezerv çeşitlendirme stratejileri yürüten merkez bankaları, altın rezervlerini bilanço sağlamlığı açısından bir güvenlik unsuru olarak konumlandırıyor. TCMB’nin de rezerv kompozisyonunda altının payını muhafaza etmesi, kur korumalı enstrümanlardan kademeli çıkışla birlikte finansal istikrarı destekleyen önemli bir çıpa olarak değerlendiriliyor.
Gelecek dönemde altın piyasasının seyrini, majör merkez bankalarının yayımlayacağı enflasyon raporları ve faiz kararları tayin edecek. Reel politika faizlerinin düzeyi, tahvil getirilerindeki oynaklık ve küresel para politikalarının senkronizasyonu hem ons altın hem de iç piyasadaki altın türevleri üzerinde etkili olmayı sürdürecektir. Yatırımcıların ve tasarruf sahiplerinin, makroekonomik veriler ışığında merkez bankalarının faiz indirim döngüsünün hızını ve zamanlamasını yakından izlemesi gerekmektedir.




