Küresel piyasalarda doların hakimiyeti, ABD’den gelen faiz verileriyle perçinlenmeye devam ediyor. Mayıs 2026 dönemine dair paylaşılan son rakamlar, ABD’de vadeli mevduat (CD) faizlerinin %4,20 seviyesine kadar yükseldiğini gösteriyor. Bu durum, risksiz getiri arayan küresel yatırımcı için doları hala en güvenli limanlardan biri kılıyor. NerdWallet tarafından sağlanan bu veriler, Fed’in sıkı duruşunun veya piyasadaki likidite daralmasının bir yansıması olarak okunmalı. Bizim piyasamızda ise USD/TL 45,4098 seviyesinden işlem görürken, bu tür dışsal faiz artışları kurun ateşini düşürmeyi zorlaştırıyor. Doların ana vatanında bu kadar yüksek faiz vermesi, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını tetikleyen en büyük risklerden biridir.
Doların küresel maliyeti arttıkça, yerel piyasalarda baskı hissediliyor. Bugün itibarıyla EUR/TL 53,5661 ve GBP/TL 61,9567 seviyelerinde seyrediyor. Euro ve Sterlin karşısında da dirençli duran bir dolar endeksi (DXY) izliyoruz. ABD’deki %4,20’lik mevduat faizi, sadece bir rakam değil; aynı zamanda küresel fonların rotasını belirleyen bir pusuladır. Türkiye gibi dış açık veren ve döviz ihtiyacı yüksek olan ekonomiler için bu durum, ithalat maliyetlerinin ve dış borç çevriminin daha pahalı hale gelmesi demektir. Pratik olmak gerekirse, ABD faizleri bu seviyelerde kaldığı sürece doların Türk Lirası karşısındaki aşağı yönlü hareketleri sınırlı kalacaktır.
Makroekonomik pencereden baktığımızda, politik gerilimler ve dış ticaret dengesi kurun yönünü tayin eden ana unsurlar olmaya devam ediyor. Ancak ABD’deki getiri eğrisi, bizim iç dinamiklerimizden bağımsız bir bariyer oluşturuyor. Yatırımcı, kendi ülkesinde %4,20 risksiz dolar getirisi bulabiliyorsa, gelişmekte olan piyasalara girmek için çok daha yüksek bir risk primi talep eder. Bu da USD/TL üzerindeki 45,40 bandının neden bu kadar kemikleştiğini açıklıyor. Kısa vadeli senaryomda, ABD faizlerindeki bu yüksek seyrin devam etmesi durumunda kurda 45,50 ve üzerindeki testlerin kaçınılmaz olduğunu görüyorum. Gerçekçi olmak lazım; dışarıda para pahalıyken içeride ucuz döviz beklemek rasyonel değil.
Emtia cephesinde ise ilginç bir tablo var. Normal şartlarda yüksek faiz altını baskılar, ancak Ons Altın $4.715,33 seviyesine kadar tırmanmış durumda. Bu, piyasada sadece faiz değil, aynı zamanda ciddi bir jeopolitik risk fiyatlaması olduğunu da gösteriyor. İç piyasada Gram Altın 6.875,62 TL seviyesiyle rekor kırarken, Gram Gümüş 117,17 TL ile %2,71’lik bir prim yaparak dikkat çekiyor. Yatırımcı hem doların getirisinden hem de altının güvenli liman etkisinden vazgeçmiyor. Bu durum, küresel bir belirsizlik sarmalının içinde olduğumuzun en net kanıtıdır. Gümüşteki bu sert yükseliş, endüstriyel talepten ziyade bir kaçış rampası olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak, Mayıs 2026 verileri bize doların hala oyunun kurallarını koyan taraf olduğunu hatırlatıyor. Cumhuriyet Altını 46.242,00 TL ve Çeyrek Altın 11.272,26 TL seviyelerindeki hafif geri çekilmeler, ons bazlı yükselişin iç piyasadaki kar satışlarıyla dengelenmesi olarak okunabilir. Ancak ana yön, ABD faizlerinin çizdiği rotada kalmaya devam edecektir. Dış açık ve makro dengeler düzelmeden, küresel faiz rüzgarına karşı durmak oldukça güç. Mert Aykut olarak tavsiyem; seviyeleri net takip etmek ve küresel faiz makasını asla göz ardı etmemektir. Doların maliyeti, sizin maliyetinizdir.





Leave a comment