Altın piyasaları, küresel belirsizliklerin ve para politikalarındaki değişimlerin gölgesinde hareketli bir dönemden geçiyor. Bugün itibarıyla ons altın fiyatının 4.713,47 dolar seviyelerinde dengelendiğini gözlemliyoruz. Makroekonomik perspektiften bakıldığında, bu seviyeler sadece teknik bir direnç değil, aynı zamanda küresel enflasyon beklentilerinin ve merkez bankalarının faiz patikasına dair öngörülerin bir yansımasıdır. LiteFinance verileri ışığında hazırlanan projeksiyonlar, altının hem kısa vadeli hem de 30 günlük periyotta volatil bir seyir izleyebileceğine işaret ediyor.
Kısa vadeli fiyat hareketlerini incelediğimizde, bugün ve yarın odaklı beklentilerin dar bir bant aralığında sıkıştığını görüyoruz. XAU/USD paritesindeki %0,47’lik hafif geri çekilme, piyasanın yeni bir katalizör arayışında olduğunu kanıtlar nitelikte. Özellikle ABD kanadından gelecek olan büyüme ve istihdam verileri, altının ons fiyatındaki yön tayininde kritik rol oynayacaktır. Tarihsel olarak, faiz artırım döngülerinin sonuna yaklaşıldığı dönemlerde altının güvenli liman talebiyle desteklendiğini biliyoruz; ancak mevcut yüksek seviyeler kar realizasyonlarını da beraberinde getirebilir.
Önümüzdeki bir haftalık süreçte, teknik göstergelerin işaret ettiği destek ve direnç noktaları yatırımcılar için belirleyici olacaktır. Ons altın için 4.700 dolar seviyesinin psikolojik bir sınır teşkil ettiği söylenebilir. Eğer bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanırsa, 30 günlük projeksiyonlarda daha yukarı yönlü bir ivme gözlemlenebilir. Ancak makro verilerin, özellikle PMI rakamlarının beklenti altı kalması durumunda, likidite ihtiyacı nedeniyle emtia piyasalarında geçici geri çekilmeler yaşanması şaşırtıcı olmayacaktır.
Yurt içi piyasalara odaklandığımızda, gram altın fiyatının 6.879,86 TL seviyesinde işlem gördüğünü görüyoruz. Bu rakam, hem ons altındaki küresel hareketlerin hem de USD/TL kurunun 45,4060 seviyesindeki seyrinin bir bileşkesidir. Döviz kurlarındaki %0,09’luk sınırlı artış, gram altının ons tarafındaki düşüşü tam anlamıyla kompanse edemediğini gösteriyor. İç piyasadaki yatırımcı için altının Türk Lirası bazındaki değeri, küresel parite hareketlerinden ziyade kurun istikrarına daha duyarlı hale gelmiş durumda.
Gelecek 30 günlük dönemde, küresel jeopolitik risklerin sönümlenip sönümlenmeyeceği altının kaderini belirleyecek ana unsurdur. Akademik bir yaklaşımla ele alırsak, reel faizlerin seyri altının fırsat maliyetini doğrudan etkilemektedir. Eğer enflasyonist baskılar devam ederse, altının bir değer koruma aracı olarak portföylerdeki ağırlığını koruması beklenebilir. LiteFinance tahminleri de bu belirsizlik ortamında fiyatların geniş bir marjda dalgalanabileceğini, ancak ana trendin makroekonomik dengelere bağlı kalacağını vurguluyor.
Sonuç olarak, altın piyasası hem teknik hem de temel verilerin çarpıştığı bir kavşakta bulunuyor. Cumhuriyet altını 46.054,00 TL ve çeyrek altın 11.135,52 TL seviyelerinden işlem görürken, piyasa katılımcılarının temkinli iyimserliğini koruduğu söylenebilir. Önümüzdeki haftalarda açıklanacak olan merkez bankası kararları ve makro veriler, altının 30 günlük yol haritasını netleştirecek en önemli fenerler olacaktır. Yatırımcıların bu süreçte sadece fiyatı değil, fiyatı besleyen makro dinamikleri de yakından takip etmesi elzemdir.





Leave a comment