Küresel enerji piyasalarında sular durulmuyor. Batı Teksas türü ham petrol (WTI), ABD ve İran arasındaki diplomatik tıkanıklıkların gölgesinde 97 dolar seviyesinin üzerinde tutunmaya devam ediyor. Bu direnç, sadece enerji koridorlarını değil, güvenli liman arayışındaki yatırımcıların rotasını da doğrudan etkiliyor. Değerli metaller uzmanı olarak, enerji maliyetlerindeki bu direncin enflasyon beklentilerini diri tuttuğunu ve reel faiz dengelerini zorladığını gözlemliyorum. Petrolün varil fiyatındaki her bir dolarlık artış, küresel üretim maliyetlerini yukarı çekerek altın gibi enflasyona karşı koruma sağlayan varlıkların önemini bir kez daha hatırlatıyor.
ABD ve İran arasındaki tekliflerin birbiriyle örtüşmemesi, nükleer anlaşma umutlarını zayıflatırken arz tarafındaki endişeleri tetikliyor. Piyasa aktörleri, İran petrolünün küresel sisteme tam kapasiteyle dönme ihtimalini fiyatlamaya çalışırken gelen olumsuz haber akışı, arz güvenliği riskini masada tutuyor. Jeopolitik risklerin bu denli yoğun olduğu bir atmosferde, yatırımcıların riskten kaçınma eğilimi artıyor. Bugün itibarıyla ons altın 4.658,24 dolar seviyesinde işlem görerek hafif bir geri çekilme yaşasa da, jeopolitik kalkan olma özelliğini koruduğunu söyleyebiliriz. Enerji maliyetlerindeki belirsizlik, güvenli liman talebini her an tetikleyebilecek bir potansiyele sahip.
Makroekonomik pencereden baktığımızda, Dolar Endeksi (DXY) ve reel faiz oranlarının kıymetli madenlerin en büyük rakipleri olduğunu görüyoruz. Enerji fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği enflasyon, merkez bankalarını faiz artırımı konusunda baskılarken, bu durum altın fiyatları üzerinde baskı oluşturabiliyor. Ancak petrol kaynaklı arz şokları, ekonomik büyüme üzerinde de bir tehdit oluşturduğu için altın ‘güvenli liman’ talebiyle bu baskıyı dengeleyebiliyor. USD/TL kurunun 45,3874 seviyelerinde seyrettiği bu dönemde, yerel piyasada gram altın fiyatı 6.796,63 TL civarında işlem görüyor. Kurdaki yatay seyir, gram altın fiyatının daha çok ons bacağına duyarlı kalmasına neden oluyor.
Gümüş cephesinde ise durum biraz daha karmaşık bir hal alıyor. Gümüş, hem bir yatırım aracı hem de kritik bir endüstriyel metaldir. Enerji maliyetlerindeki artış, gümüş madenciliği ve işleme süreçlerini doğrudan etkileyerek arz maliyetlerini yükseltiyor. Gram gümüş 116,96 TL seviyesinde seyrederken, yatırımcılar hem enerji krizinin hem de jeopolitik gerilimlerin gümüşün endüstriyel talebine nasıl yansıyacağını yakından takip ediyor. Özellikle yenilenebilir enerji projelerinde gümüşün vazgeçilmez oluşu, petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın gümüş üzerindeki dolaylı etkilerini artırıyor. Platin ve paladyum gibi metaller de benzer şekilde enerji yoğun sektörlerdeki maliyet artışlarından etkileniyor.
İç piyasa dinamiklerine baktığımızda, döviz kurlarındaki stabilite arayışı ve küresel altın fiyatlarındaki hareketlilik, yatırımcıların altın ürünlerine olan ilgisini canlı tutuyor. Ceyrek altın 11.130,81 TL ve cumhuriyet altını 46.042,00 TL seviyeleriyle tasarruf sahiplerinin portföylerinde ağırlığını koruyor. Petrol fiyatlarındaki 97 dolar eşiği, sadece bir enerji verisi değil, aynı zamanda küresel risk iştahının bir barometresi olarak işlev görüyor. Eğer bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanırsa, enflasyonist baskıların daha da derinleşmesi ve merkez bankalarının ‘şahin’ duruşunu koruması kaçınılmaz olacaktır.
Sonuç olarak, WTI petrolün 97 dolar üzerindeki seyri, küresel piyasalarda ‘belirsizlik’ temasını ön plana çıkarıyor. ABD-İran hattındaki diplomatik çıkmaz çözülmedikçe ve arz riskleri bertaraf edilmedikçe, değerli metaller piyasasında sakin bir seyir beklemek iyimserlik olur. Mert Özlenir olarak tavsiyem, yatırımcıların sadece altın fiyatlarına değil, bu fiyatları besleyen enerji ve jeopolitik makro verilere de odaklanmalarıdır. Zira petrolün ateşi sönmeden, kıymetli metallerdeki volatiliteyi tam anlamıyla anlamlandırmak mümkün olmayacaktır. Güvenli liman talebi, enerji arzı riskleri devam ettiği sürece altının en büyük destekçisi kalmaya adaydır.





Leave a comment