Küresel döviz piyasalarının ana belirleyicisi olan EUR/USD paritesi, son dönemde teknik analiz tablolarında oldukça dikkat çekici bir görünüm sergiliyor. Fiyat hareketlerinin 1,1750 seviyesi etrafında kümelenmesi, piyasa terminolojisinde volatilite daralması olarak adlandırılan bir süreci beraberinde getiriyor. Bu durum, genellikle büyük bir fiyat kırılımı öncesinde yatırımcıların ve kurumsal aktörlerin bekle-gör stratejisine geçtiği bir ‘fırtına öncesi sessizlik’ dönemini temsil eder. Merkez bankaları perspektifinden baktığımızda, bu daralmanın arkasında yatan temel makroekonomik dinamikleri iyi okumak gerekiyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Federal Rezerv (Fed) arasındaki para politikası ayrışması, paritenin yön tayininde en kritik faktör olmaya devam ediyor. Faiz patikası üzerindeki belirsizlikler, yatırımcıların risk iştahını baskılarken, fonlama maliyetleri üzerindeki değişimler de swap piyasalarındaki dengeleri etkiliyor. Özellikle ECB’nin enflasyonla mücadele kapsamında attığı adımlar ile Fed’in sıkılaşma döngüsündeki duruşu, 1,1750 seviyesini bir denge noktası haline getirmiş durumda. Bu seviye, hem teknik bir destek-direnç bölgesi hem de makroekonomik beklentilerin kesiştiği bir psikolojik eşik olarak karşımıza çıkıyor.
Bugünkü canlı piyasa verilerine baktığımızda, küresel paritedeki bu sıkışmanın yerel kurlar üzerindeki yansımalarını da net bir şekilde görebiliyoruz. USD/TL kuru 45,3697 seviyesinde %0,26’lık bir artışla seyrederken, EUR/TL tarafı 53,3173 seviyesinden işlem görüyor. Paritedeki volatilite daralması, çapraz kurlar üzerinden Türk Lirası varlıkları üzerinde de dolaylı bir stabilizasyon etkisi yaratıyor. Ancak unutulmamalıdır ki, volatilite daralmaları sonsuza kadar sürmez; sıkışan yay elbet bir yöne doğru boşalacaktır. Bu noktada 1,1750 üzerindeki kalıcılık veya bu seviyenin altındaki sarkmalar, orta vadeli trendin yönünü belirleyecektir.
Para politikası uzmanı olarak vurgulamalıyım ki, fonlama maliyeti ve likidite koşulları, paritenin bu dar banttan çıkış hızını belirleyen ana unsurlar olacaktır. Eğer küresel piyasalarda dolar likiditesi daralmaya devam ederse, parite üzerindeki aşağı yönlü baskı artabilir. Öte yandan, Avrupa kanadından gelecek olumlu büyüme verileri veya enflasyondaki kalıcı düşüş sinyalleri, Euro lehine bir momentum yaratabilir. Şu anki tabloda 1,1750 civarındaki yatay seyir, piyasanın yeni bir katalizör arayışında olduğunu kanıtlıyor.
Son olarak, emtia piyasalarındaki hareketliliğin de döviz pariteleriyle korelasyonunu göz ardı etmemek gerekir. Ons Altın fiyatının 4.723,76 dolar seviyesine ulaştığı ve Gram Altın fiyatının 6.889,34 TL ile %1,07 değer kazandığı bir ortamda, güvenli liman arayışları döviz piyasalarındaki volatiliteyi tetikleyebilir. Yatırımcıların bu süreçte 1,1750 seviyesindeki fiyat hareketlerini yakından izlemesi, merkez bankalarından gelecek sözlü yönlendirmelere odaklanması stratejik bir önem taşımaktadır. Faiz kararları ve makro veriler netleşene kadar bu dar banttaki hareketin korunması muhtemel görünüyor.





Leave a comment