Küresel döviz piyasalarında tansiyon yükselirken, gözler bir kez daha Japon Yeni ve ABD Doları arasındaki dengeye kilitlendi. USD/JPY paritesi, teknik analizde hayati önem taşıyan destek seviyelerinden aldığı tepkiyle yeniden rotasını yukarı çevirdi. Ancak bu toparlanma, Japonya ekonomi yönetiminin “müdahale” kartını masaya sürmesine neden oluyor. Mert Aykut olarak piyasadaki bu hareketi, sadece bir teknik düzeltme değil, aynı zamanda küresel dolar likiditesinin bir testi olarak görüyorum. Japonya Merkez Bankası (BoJ) ve Maliye Bakanlığı’nın kurdaki aşırı oynaklığa karşı her an sahaya inebileceği beklentisi, yatırımcılar üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
Japonya tarafında müdahale riski, sadece sözlü yönlendirmelerle sınırlı kalmayabilir. Geçmişte gördüğümüz üzere, Yen’in aşırı değer kaybı Japonya’nın ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonist baskı yaratıyor. Bu durum, paritenin belirli bir eşiği aşması durumunda doğrudan piyasa müdahalesini tetikleyebilir. USD/JPY paritesindeki bu oynaklık, gelişmekte olan piyasalar için de bir risk sinyali taşıyor. Özellikle carry trade pozisyonlarının çözülmesi, küresel risk iştahını bıçak gibi kesebilir. Bu senaryoda, güvenli liman arayışı artarken doların diğer para birimleri karşısındaki gücü daha da pekişebilir.
Makroekonomik perspektiften baktığımızda, ABD tarafındaki faiz beklentileri ve enflasyon verileri Dolar Endeksi’ni (DXY) diri tutmaya devam ediyor. DXY’deki bu güçlenme, yerel piyasalarımızda da etkisini hissettiriyor. Bugün itibarıyla USD/TRY kuru 45,4098 seviyesinden işlem görerek yukarı yönlü baskıyı koruyor. Japonya’nın olası bir müdahalesi, küresel dolar talebinde kısa süreli bir dalgalanma yaratsa da, genel trendin ABD verilerine endeksli kalacağı aşikar. Dış açık ve politik gerilimler gibi makro etkenler, kur üzerindeki bu baskının pratik nedenleri arasında yer alıyor.
Avrupa ve İngiltere kanadında da benzer bir hareketlilik söz konusu. EUR/TRY paritesinin 53,5661 seviyesinde, GBP/TRY paritesinin ise 61,9567 seviyesinde seyretmesi, Türk Lirası üzerindeki çapraz baskının sürdüğünü gösteriyor. Japon Yeni’ndeki değer kaybı, küresel ölçekte doların ne kadar baskın bir konumda olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Eğer Japonya piyasaya doğrudan müdahale ederse, bu durum Euro ve Sterlin gibi majör para birimlerinde de geçici bir rahatlama yaratabilir; ancak bu etkinin kalıcı olması için ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasında net bir gevşeme sinyali vermesi gerekiyor.
Emtia piyasaları da bu döviz savaşlarından nasibini alıyor. Ons Altın fiyatının $4.715,33 seviyesine ulaşması, yatırımcıların belirsizlik dönemlerinde güvenli limanlara sığındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Yurt içinde ise Gram Altın fiyatı 6.875,62 TL seviyesiyle rekor tazelemeye devam ediyor. Japon Yeni’ndeki spekülatif hareketler ve müdahale korkusu, altın yatırımcısını da tetikte tutuyor. Gümüş tarafında ise Gram Gümüş fiyatının 117,17 TL seviyesinde %2,71’lik bir artış göstermesi, endüstriyel metal talebinden ziyade bir finansal korunma aracı olarak öne çıktığını gösteriyor.
Sonuç olarak, USD/JPY paritesindeki destekten dönüş hareketi, piyasada “fırtına öncesi sessizlik” olarak yorumlanabilir. Japon yetkililerin her an düğmeye basabileceği bir ortamda, yatırımcıların kaldıraçlı pozisyonlarda son derece dikkatli olması gerekiyor. Türkiye piyasaları açısından ise doların küresel gücü, USD/TRY kurundaki 45 bandının üzerindeki kalıcılığı destekliyor. Önümüzdeki günlerde Japonya’dan gelecek resmi açıklamalar ve olası bir döviz satım müdahalesi, tüm paritelerde kartların yeniden karılmasına neden olacaktır. Piyasa gerçekleri, şu an için doların hakimiyetini koruduğunu ancak müdahale riskinin bir “kara kuğu” olarak kenarda beklediğini söylüyor.





Leave a comment